1.1. Dünya Yağlı Tohumlar Üretim Verileri:
Çizelge 1’de de görülebileceği gibi dünyada son yıllarda kanola üretimi, özellikle yağ kalitesinin iyileştirilmesi ile artışa geçmiştir. Bu üretim sıralaması ve deseni ülkelerin iklim koşulları göz önüne alındığında değişiklik göstermektedir. ABD'de en önemli yağ bitkisi soya olurken, Fransa, Almanya, Polanya ve Avusturya gibi Avrupa ülkelerde kanolanın ilk sırada olduğu, buna karşılık soya fasulyesinin en alt sırayı aldığı, Rusya, Ukrayna, Arjantin, İspanya ve Türkiye gibi ülkelerde ise ayçiçeği üretiminin ilk sırayı aldığı görülmektedir.
Çizelge 1. : Dünya Yağlı Tohumlar Üretim Verileri (2005).
Ürünler | Hasat Alanı (ha) | Üretim (ton) |
Soya | 91.299.293 | 209.975.643 |
Kanola | 26.950.718 | 46.409.830 |
Yerfıstığı | 25.214.451 | 35.907.706 |
Ayçiçeği | 23.397.543 | 31.065.709 |
Palm | 12.600.170 | 173.361.199 |
Susam | 7.561.200 | 3.321.458 |
Keten | 3.146.438 | 2.710.986 |
Aspir | 813.387 | 776.327 |
Mısır | 147.170.849 | 694.575.552 |
Pamuk | 35.085.742 | 67.335.376 |
Hindistancevizi | 10.825.856 | 55.014.524 |
Kaynak: FAO,(www.fao.org)
Çizelge 2’de göçürüleceği gibi dünyada üretilen bitkisel yağ miktarının ürünler bazında incelendiğinde 2004/5 döneminde dünya genelinde yaklaşık 115 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.
Çizelge 2: Dünya Bitkisel Yağ Üretimi verileri.
Ürünler | Üretim (ton) |
Ürünler | Üretim (ton) | Ürünler | Üretim (ton) |
Palm Yağı | 33.392.000 | Yerfıstığı Yağı | 4.453.000 | Susam Yağı | 837.000 |
Soya Yağı | 32.860.000 | Palm Çek. Yağı | 3.948.000 | Keten Yağı | 619.000 |
Kanola Yağı | 15.732.000 | Hindistan cevizi Yağı | 3.162.000 | Hint Yağı | 545.000 |
Ayçiçek Yağı | 9.404.000 | Zeytinyağı | 3.020.000 | -------- | ----------- |
Pamuk Yağı
| 5.013.000 | Mısır Yağı | 2.081.000 | Toplam | 115.066.000 |
Kaynak: Oil World Annual,2006.
1.2. Türkiye Yağlı Tohumlar Ekiliş ve Üretim verileri:
Çizelge 3’de Türkiye’nin yağlı tohumlar üretimine ait veriler görülmektedir. Türkiye’nin yağlı tohumlar ekim alanı 1.282.000 ha, üretim miktarı ise 2.346.000 ton olarak gerçekleşmiştir.
Çizelge 3: Türkiye Yağlı Tohumlar Ekiliş ve Üretim verileri.
Ürünler | 2005 |
Hasat Alanı (ha) | Üretim (ton) |
Soya | 10.000 | 30.000 |
Pamuk | 630.000 | 1.250.000 |
Yerfıstığı | 33.000 | 67.000 |
Ayçiçeği | 560.000 | 975.000 |
Kanola | 1.000 | 1.000 |
Susam | 48.000 | 23.000 |
Toplam | 1.282.000 | 2.346.000 |
Kaynak: Oil World Annual,2006.
Çizelge 4’de görülebileceği gibi ülkemizin 2004/05 döneminde toplam bitkisel yağ üretimi 1.061.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Bitkisel yağ üretiminde ayçiçeği yağı yaklaşık % 45,6 ile ilk sırayı alırken, % 20,6 ile pamuk çiğidi yağı ikinci sırayı almıştır.
Çizelge 4.: Türkiye Bitkisel Yağ Üretimi (2004/05 Dönemi)
Yağ Çeşitleri | Üretim (ton) | Yağ Çeşitleri | Üretim (ton) |
Soya Yağı | 150.500 | Susam Yağı | 24.200 |
Pamuk Yağı | 218.200 | Mısır Yağı | 34.300 |
Ayçiçek Yağı | 473.000 | Zeytin Yağı | 152.500 |
Kanola Yağı | 9.100 | Toplam | 1.061.800 |
Kaynak: Oil World Annual,2006.
Çizelge 5’de görülebileceği gibi ülkemiz bitkisel yağ iç talebini karşılayabilmek için 2005’de 954.500 ton bitkisel yağ ithalatı gerçekleştirmiştir.
Çizelge 5: Türkiye’nin Bitkisel Yağ İthalatı (ton)
Yağ Çeşitleri | İthalat (ton) |
Soya Yağı | 122.700 |
Pamuk Yağı | 6.700 |
Ayçiçek Yağı | 157.500 |
Kanola Yağı | 6.200 |
Mısır Yağı | 127.300 |
Zeytin Yağı | 200 |
Palm Yağı | 428.700 |
Palm Çekirdeği Yağı | 84.300 |
Hindistan Cevizi Yağı | 13.500 |
Keten Yağı | 5.500 |
Hint Yağı | 1.900 |
Toplam | 954.500 |
Kaynak: Oil World Annual,2006
1.3. Türkiye Bitkisel Yağ Tüketimi verileri:
Türkiye’de kişi başına yıllık yağ tüketimi 2005 yılında, Çizelge 6’da Türkiye Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği’nin verilerine göre yaklaşık 19 kg/yıl civarındadır. Buna karşın Avrupa Birliği ülkelerinde kişi başına yıllık bitkisel yağ tüketimi 41 kg/yıl ile Türkiye ortalamasının iki katından daha fazladır.
Çizelge 6.: Türkiye’de Yağ (likit+margarin) Tüketimi
Yağ Çeşitleri | 2003 | 2004 | 2005 |
Rafine Ayçiçeği Yağı | 452.000 | 537.000 | 579.000 |
Rafine Mısır Yağı | 108.000 | 71.000 | 102.000 |
Rafine Soya Yağı | 57.000 | 35.000 | 81.000 |
Diğerleri | 118.000 | 95.000 | 88.000 |
Kahvaltılık Margarin | 160.000 | 161.000 | 168.000 |
Teneke Margarin | 59.000 | 57.000 | 65.000 |
Endüstriyel Margarin | 200.000 | 229.000 | 258.196 |
Toplam ( Ton ) | 1.155.000 | 1.185.000 | 1.173.000 |
Kaynak: Türkiye Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği, (www.bysd.org)
1.4. Türkiye’de Kanola Üretim Olanakları:
Kanola bitkisinin kışlık çeşitlerinin Ülkemizde uygun iklim koşullarında buğday ile ekim nöbetine girmesi sonucu ekim nöbeti zenginleşebileceği gibi yağ açığının kapatılmasına da önemli katkısı olacaktır. Bu bitkinin yetişmesi için uygun iklim koşulları Ege, Çukurova, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu’nun pamuk, Marmara bölgesinin Trakya kesiminde ise ayçiçeği ve buğday ekilen alanlarında mevcuttur.
Türkiye’de bir çok yağ fabrikası ham madde yetersizliğinden kapasitesinin ancak yaklaşık %40 seviyesinde üretim yapmaktadır. Sadece Trakya bölgesinde 54 civarında kapasitesi 2 milyon tonun üzerinde ayçiçeği ürününü işleyen yağ fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların ürün işleme kapasitesi Türkiye'nin bitkisel yağ ihtiyacının tamamından fazlasını işleyebilecek düzeydedir. Türkiye ayçiçeği üretimi 850-950.000 bin ton arasında yetersiz bir düzeyde olduğundan bu yağ fabrikaları hammadde yetersizliğinden kapasitelerinin ancak % 30-40’ını kullanmaktadırlar. Oysa ayçiçeğinin olmadığı dönemde olan Temmuz ayından itibaren fabrikalar kanola ürünü işleyerek kapasitelerini değerlendirme şansına sahip olabilirler.
Bunun yanında kolza olarak isimlendirdiğimiz erusik asit oranı yüksek olan çeşitlerden elde edilen yağlar sanayide, elektrik trafolarında, bioyakıt (biodizel) olarak Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır.
1.5. Kanola’dan Biodiesel (Biyomotorin) Alternatif Yakıt Üretim Olanakları:
Biodiesel yada biyomotorin, bitkisel (kanola, soya, aspir, mısır gibi) ve hayvansal yağların metil alkol (veya etil alkol) ile katalizör eşliğinde üretilen, diesel yakıtına alternatif bir yakıttır. Diesel yakıtı ile çalışan bütün motorlarda yakıt olarak kullanılabilmektedir. Ham bitkisel yağlar, lokanta ve yemek fabrikaları atık yağları, bozulmuş acılaşmış yağlar, mezbaha atıkları olan hayvansal yağlar aynı şekilde ve yöntemle esterleştirilip biodisele dönüştürülebilmektedir.
Diesel motorlarda değişiklik yapmadan %20 bitkisel yağ + %80 diesel yakıt karışımı doğrudan bütün Dünyada çevre dostu bir yakıt olarak kullanılmaktadır. Bazı ülkelerde B20 adı ile satışı yapılan motor yakıtının bileşimi, motorin içerisine %20 oranında bitkisel yağ katılarak elde edilmektedir. Bu şekilde elde edilen yakıtın diesel yakıtına göre maliyetinin daha düşük olduğu ve performans değerlerinin diesel yakıtına yakın olduğu belirtilmektedir.
Biodisel üretiminde 3 ton kanola ürününden yaklaşık 1.2 ton yağ ve 1.8 ton küspe elde edilmektedir. Elde edilen 1.2 yağa, 120 kg metanol karıştırılarak yapılan işlemlerden, bu karışımdan 1.2 ton biodisel yakıtı ve 120 kg gliserin (sabun ana maddesi) elde edilmektedir.
Biodisel kullanımı Türkiye açısından değerlendirilirse şu sonuçlar ön plana çıkmaktadır.
· Üretilecek biodisel çok az zararlı bileşikler içermesi nedeniyle alternatif çevre dostu bir yakıt olarak Türkiye'nin büyük şehirlerinde görülen çevre kirliliğine çözüm olabilecektir.
· Ülkemizin petrole olan ihtiyacı bakımından dışa bağımlılıktan kurtulmasına yardımcı ve uzun vadeli enerji açığımıza çözüm olacaktır.
· Yağ bitkileri üretimi ile ülkemiz tarımsal potansiyeli daha etkin kullanabilecek ve yeni iş olanakları sağlanacaktır.
Biodiesel üretimde Almanya da DIN 51606 ve A.B.D de soya bitkisinden elde edilen Biodiesel için ASTM normları mevcuttur. Bu normlara uygun üretilmiş biodiesel güvenli bir şekilde bir çok ülkede kullanılmaktadır. Biodiesel 21’ i aşkın ülkede üretilmektedir. Bu ülkelere bu yıl Japonya ve Çin’de katılmıştır. Örneğin Almanya’ da yıllık Biodisel üretimi 450.000 ton civarındadır ve 900’ü aşkın petrol istasyonunda kullanıcıların hizmetine sunulmuştur. Yapılan planlara göre 2005 yılında diesel ihtiyacının %2,2, 2020 yılında ise %4’ ü biodiesel ile karşılanacaktır.
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ:
Kanola bitkisi kışlık ve yazlık olarak yetiştirilebilmektedir. Ülkemizde genellikle kışlık kanola tarımı yapılmaktadır. Kışlık kanola kışa kar altında -15 oC'ye kadar dayanıklıdır. Ancak kışa girerken kuvvetli bir kök oluşturması ve rozetleşmesini tamamlamış olması gerekmektedir. Bunun içinde Ekim ayı başında tavlı toprağa ekilmeli ve çıkışı sağlanmalıdır. Eğer kuraklık nedeniyle kuruya ekilmişse bir çıkış suyu verilmesi zamanında bitki çıkışını ve kış gelmeden bitkinin yeterince kuvvetlenmesini sağlar. Kışa zayıf giren kanola bitkileri soğuktan sıfırın altındaki sıcaklıklarda zarar görmektedir. Kışlık kanolanın sıcaklık isteği toplamı 2300-2500 oC'dir. Yazlık kanola daha çok ılıman iklim bölgeleri olan Ege ve Akdeniz'de yetiştirilmektedir.
Kanola bitkisi çok kumlu su tutma kapasitesi zayıf topraklar dışında hemen hemen her toprakta yetişmektedir. Toprak yüzeyinin tesviyesi iyi olmalıdır, su tutan, göllenen tarım alanlarında zarar görebilmektedir. En iyi yetiştiği toprak humuslu derin yapılı nötr veya hafif alkali ve hafif asit (pH:6.5-7.5 arası) topraklardır.
3. TOPRAK HAZIRLIĞI:
Kanola tohumu çok küçük ve çimlendikten sonra toprak yüzeyine çıkış gücü düşük olduğundan tohum yatağının düzgün, ince, bastırılmış olarak iyi hazırlanması gerekmektedir. Hububat hasadından sonra kanola ekilecekse, gölge tavında veya düşen yağışlardan sonra pulluk ile 15-20 cm derinlikte sürüm yapılarak anız toprağın altına gömülür. Daha sonra goble disk ve tırmık çekerek ince, bastırılmış bir tohum yatağı hazırlanır. Kanola ayçiçeği, mısır veya pamuk yerine ekilecekse hasatta kalan saplar tırmıkla tarla dışına çıkarılır. Daha sonra eğer tarla otlu veya çiğnenmiş ise sürülerek, otsuz ise kazayağı veya goble disk ve tırmık ile tohum yatağı keseksiz olarak hazırlanır. Gerekirse ekimden önce ve sonra toprağın yüzeyinin düzgün olması ve bastırılması için merdane çekilmelidir.
4. EKİM ZAMANI:
Ekim zamanı toprak ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak ısısı en az 10-12 oC olmalıdır. Bundan daha yüksek sıcaklıkta tohumların çimlenme ve çıkışı daha hızlı olur. Kanola ekim zamanı Trakya-Marmara, Ege, Güneydoğu Anadolu, Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde 15 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında yapılmalıdır. Eylül ve Ekim ayı içerisinde düşecek yağışlar toprağa ekilen kanola tohumlarının çıkmasına yardımcı olacaktır. Bu şekilde iyi çıkış yapan kanola bitkileri kışa 6-8 yaprak arasında (rozet devresi) girer ve kuvvetli bir kök sistemi geliştirerek –20 oC varan soğuklardan zarar görmez. Eğer kanola ekimleri Kasım ayına sarkarsa çıkış yavaş ve fidelerde çok zayıf olduğundan soğukların başlaması ile sıcaklık -8 oC ve altına düştüğünde genç fideler zarar görmektedir. Bu nedenle kanola ekiminde geç kalınmamalıdır.
5. TOHUMLUK:
Ekolojik kanola tarımında tohumluğun önemi büyüktür. Sofralık bitkisel yağ üretiminde içeriğinde erusik asit ve küspesinde glukozonalat içermeyen kanola tohumluğu kullanılmalıdır. Çiftçiler kendi hasat ettikleri üründen kesinlikle tohumluk olarak ayırmamalıdır. Çünkü kanola bitkisi önemli oranda yabani hardal türleri ile melezlendiğinden ikinci yıl hasat edilen ürün tohumluk olarak ekildiğinde hasat edilen ürünün yağında erusik asit ve küspesinde glukozanalat oranı artabilir. Bu nedenle her yıl kontrollü olarak üretilen sertifikalı tohumlukların üreticiler tarafından alınması gerekmektedir. Ekimi tercih edilecek kanola tohumluğu ekileceği bölgede denenmiş, çimlenme oranı yüksek, üretim izinli ve kış soğuklarına dayanıklı olması gerekmektedir.
Ülkemizde kışlık olarak Elvis, Embleme, ES Hydromel, PR46W31, Nelson, Smart Likord, Licrown, Oase, Bristol, Californium, Capitol, Eurol ve yazlık olarak Heres, SARY, Orkan, Gladiator ve Licasmos çeşitleri üretim izinlidir. Üreticiler ekecekleri kanola tohumu seçiminde aşağıdaki konulara dikkat etmelidirler.
- Her yıl kanola üreticileri mutlaka sertifikalı yeni tohumluk ekmelidirler.
- Ekilecek tohumlukların temiz, çimlenme oranı ve çıkış gücü yüksek olmalıdır.
- Verim düşüklüğüne neden olmamak için, hastalık ve zararlılara dayanıklı kanola tohumluğu tercih edilmelidir.
- Ekilecek tohumluklar tohumla geçen hastalılara karşı ilaçlanmalıdır.
6. EKİM ŞEKLİ:
Kanola ekimi üretim koşullarında, küçük tohumları ekebilen mekanik (şanzımanlı) hububat ekim makinesi ile 15-20cm sıra arası ve 4-5 cm sıra üzeri olacak şekilde ekilebilmektedir. Dekara 400-500g arası tohumluk yeterli olmaktadır. Ekim derinliği 2 cm civarında olmalıdır. 1 m² de 60 ile 70 arasında bitki sıklığı yeterli olmaktadır.
Aşırı sık ve derin ekimden kaçınılmalıdır. Derin ekimde çıkışlar mütecanis olmaz, geç kalır ve kışa iyice gelişmeden gireceğinden zarar görür. Sık ekim içinde aynı zayıf gelişme söz konusudur. Zayıf kök yapısına sahip kanola bitkileri kış soğuklarından önemli ölçüde zarar görmektedir (Şekil: 1).
Bazı gevşek yapıdaki topraklarda ekimden sonra merdane geçirilirse çıkış iyi olmaktadır.

7. BAKIM:
Normal zamanında yapılan ekimlerde kanola gür geliştiği için içerisinde yabancı ot barındırmaz. Tarlada yabancı ot olarak hardal varsa kanola ekilmez. Çünkü ikisi de aynı familyadan olduğundan mücadelesi zordur ve daha sonra hasat edilecek kanola ürününe karışarak kaliteyi bozar. Ayrıca kanola bitkileri Nisan ayına kadar olan gelişme döneminde toprakta taban suyu yüksekliğine ve su tutmasına karşı çok hassas olduğundan yağışlı dönemlerde tarlada göllenme olursa hemen su tahliye edilmelidir.
8. GÜBRELEME:
Kanola tarımında doğru bir gübreleme yapılması için üreticilerin öncelikle topraklarını analiz yaptırmaları gerekmektedir. Kanola tarımında yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu şartlarda uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri aşağıda çizelge 3’ de belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin ekimden önce toprağa verilmesi, bitkiler tarafından ileri ki gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli alınmasını sağlar. Azotlu gübrelerin kanola üretiminde ideal uygulanması üçe bölünerek yapılır. Birinci uygulamada üçte biri ekimden önce veya ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21) formunda veya 18-46-0 ile 20-20-0 kompoze gübrelerinden birini kullanarak dekara 20 kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri Mart ayı başında üre formunda 10 kg/da , son üçte birlik kısımda Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında Amonyum nitrat (%26) formunda olmak üzere 25 kg/da hesabıyla tarlaya verilmesi uygundur. Kanola, yetişme döneminde kükürt besin maddesine diğer bitkilere göre daha fazla ihtiyaç duyduğundan toprakta kükürt noksanlığı varsa, sülfat veya kükürtlü gübrelerin kullanılmasında fayda vardır.
9. EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE):
Tarım topraklarının üretim gücünün, sağlığının korunması, sürdürülebilir tarım, tarım ilaçlarına bağımlılığın azaltılması ve üretilen kolza bitkisinin sağlığı için ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kanola tarımından yüksek verim alabilmek için mutlaka ekim nöbeti planlaması yapılmalıdır.
Kanola tarımında ekim nöbeti planlamasında dikkat edilecek esaslar:
- Yüzeysel köklü bitkilerle ekim nöbetine girmesi (buğday ve arpa gibi),
- Az su tüketen hububat gibi bitkilerle ekim nöbetine girmesi,
- Toprağı temizleyen bezelye, soya, fasulye ile ekim nöbetine girmesi,
- Monokültür üretimden kaçınılması,
- Münavebe planında yer alan bitkiler toprağın verimlilik özelliklerini dengelemeli,
Kanolanın gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:
1. Model: Buğday + Kanola + Mısır
2. Model: Baklagil + Kanola + Buğday
3. Model: Ayçiçeği + Kanola + Buğday
4. Model Kavun-karpuz + Kanola + Buğday
10. KANOLA TARIMINDA YABANCI OT MÜCADELESİ:
Hızlı gelişme yeteneğine sahip yabancı otlar gerekli ekim öncesi veya ekim sonrası herbisitler ile ilaçlama yapılmaz ise özellikle kanolanın ilkbahar gelişme döneminde faydalı tarla alanını hızla kaplayarak ve bitki besin maddelerine ortak olarak önemli oranda zarar yaparlar. Kanola için kritik ilk gelişme döneminde yabancı otlarla kimyasal veya mekanik olarak yabancı ot mücadelesi yapılırsa daha sonraki gelişme döneminde bitkiler boylanarak gölge yapacağından diğer yabancı otların gelişmesini engelleyecektir. Kimyasal mücadelede geniş yapraklı otlara karşı ekimden bir-iki hafta önce toprağa karıştırılan trifularalin etki maddeli herbisit veya çıkış sonrası görülebilecek dar yapraklı buğday, yulaf, karaçimen gibi otlara karşı propaquizafop veya fluazifop, quizalofop, cycloxydim, sethoxydim; geniş yapraklı papatya, köygöçüren gibi otlara karşı clopyralid, benazolin, cyanazine etki maddeli ilaçlar kullanılabilir. Kanolanın yakın akrabası yabani hardal’a karşı seçicici etkiye sahip ethametsulfuron etkili maddeli yabancı ot ilaçları kullanılabilir.

11. KANOLA HASTALIK VE ZARARLILARI:
Kanolanın önemli zararlıları toprak pireleri, tarla salyongozu, kanola sap hortumlu böceği, lahana böceği ve yaprak bitidir. Özellikle Trakya'da bazı lokasyonlarda lahana böceği zararı fazladır (Resim: 3).

Lahana böceği yaprakların öz suyunu emerek beyazlama yapmakta ve önemli verim kayıplarına neden olmaktadır.
Kanolanın önemli hastalıkları ise mildiyö, kolza kök uru, kurşuni küftür. Trakya'da hastalıklar pek yaygın değildir.
12. KANOLADA TOHUM BAĞLAMA:
Kanola çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için çeşidin kendine tozlanmasının az veya çok olmasına bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle çiçeklenme dönemindeki süre de kanola üretim tarlaları yakınında arı kovanı bulunması harnuplarda (kapsüllerde) döllenme, dane tutmayı artırır. Çiçeklenme ve döllenme bitkide alttan yukarı doğru olmaktadır. Nisan sonu Mayıs ayı başında kanolanın çiçeklenmesi arılara bol miktarda çiçek tozu sağlamaktadır (Resim 4:).

13. HASAT VE DEPOLAMA:
Kanola, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşitin erkenciliğine bağlı olarak çiçeklenmeden 40 ile 50 gün sonra hasat olumuna gelir. Trakya'da 10 Haziran, Akdenizde 10 Mayıstan itibaren Kanola hasadı yapılabilmektedir. Kanola hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve kapsülleri tamamen kuruyup sararır, sarı bir renk oluşur. Tohum kahverengine dönüşmüşse hasat zamanı gelmiş demektir. Tohumdaki hasat rutubeti %10 düzeyinde olabilir.
Kanola bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta bitkilerin tam olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst kapsüller tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur. Kanola daneleri çok küçük olduğundan hasada başlamadan önce biçerdöverin ayarları çok iyi yapılmalıdır. Hasatta kayıpları azaltmak için uygun silindir hızı (250-350 devir/dakika), batör-kontrobatör açıklığı, vantilatör, elek ayarları yapılmalıdır. Hasatta biçer döverin ön tablası ayarlı olmalı ve uygun yükseklikten zamanında hasat yapılmalıdır. Fazla yüksekten hasat yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön tablasına alınmasını önleyerek verim kaybına neden olabilir. Dekardan alınan verim ekilen çeşidin verim gücüne ve toprak verimliliği ile iklim koşullarına bağlı olarak 200-400 kg/da arasıdır.
Emniyetli bir depolama için danelerin rutubeti % 9'u geçmemelidir ve ürün içersinde yaş ot tohumları ve bitki parçaları olmamalıdır. Kanola, kuru ambarlarda depolanmalıdır, aksi halde çok çabuk kızışma olur ve küflenir.

14. SONUÇ:
Sonuç olarak kanola tarımında çiftçilerimiz birim alandan yeterli kazanç elde etmeleri aşağıda belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak uygulamalarına bağlıdır.
· İyi, mütecanis, keseksiz bir tohum yatağı hazırlığı,
· Her yıl sertifikalı yeni tohumluk kullanılması,
· Zamanında, uygun ekim makinesi ile ekim,
· Ekimden sonra merdane çekilmesi,
· Yabancı ot için zamanında bilinçli bir mücadele,
· Tohum dökümüne fırsat vermeden zamanında hasat,
· Depolamada tane rutubetin % 9’ın altında olması gerekir.
Kanola tarımı konusunda daha geniş teknik bilgi almak isteyenler en yakın Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüleri ile Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine başvurdukları takdirde kendilerine yardımcı olunacaktır. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE BEREKETLİ OLSUN.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
Algan, N., 1991. “Çukurova Bölgesinde Kışlık 2.Ürün Olarak Yetiştirilebilecek Bazı Yemlik
Kolza (B.nappus ssp.rapifiera) Çeşitlerinin Verim ve Diğer Bazı Özellikleri Üzerine
Araştırmalar”. 1.Çukurova Tarım Kongresi 9-11 Ocak 1991, Adana.
Algan, N:, 1990. “Kanola Tarımında Çeşit Sorunu ve Agroteknik Yöntemler”, TOKB Ege
Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Menemen, İzmir.
Arnaud, F., 1989. “L’evoution des surfaces et des varietes de colza en France” Colza d’hiver
1989/90, France.
Atakişi, İ.K, 1991. “Yağ Bitkileri Yetiştirme ve Islahı”, T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Yayın
No: 148, Ders Kitabı No : 10, Tekirdağ.
BYSD,www.bysd.org
DİE, Çeşitli Yıllar, “Tarımsal Yapı ve Üretim” Ankara.
FAO, 2005. www.fao.org.
İnan, İ.H., Gaytancıoğlu, O., 1996. “Türkiye’de Ayçiçeği Tarımı ve Bitkisel Yağ Sanayiinin
Ekonomik Yapısı”T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi Cilt 4, Tekirdağ
Süzer, S. 2001. Kanola Tarımı. Marmara'da TARIM. Yayın No: 77-78:38-43.
Süzer, S. 2001. Destek Kapsamına Alınan Kanola Tarımı. CİNETARIM,Yıl:5, Sayı:38:38-9.
Oil World Annual 2006,Vol.1-up to 2005/06,Global Analysis All Major Oilseeds,
Oils&Oilmeals, Supply, Demand and Price Outlook, ISTA Mielke GmbH, Langenberg 25,
21077 Hamburg, Germany.
Öğütçü, Z. Ve Ö. Kolsarıcı, 1979. Kolzanın Yetiştirme Tekniği ve Islahı.
Koç, A. 2005. Yağlı Tohum Sektörünün (Tohum, Küspe ve Yağ) Durumu): Gümrük Tarife
Oranlarının Düşürülmesi ve Pirim Desteklerinin Etkileri’, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği
Yayın No:7,Mayıs,2005.
Kroeze, H.F, 1987. “Dünyadaki Bitkisel Yağ Üretimi”, Tebliğler ve Panel, İ.K.V Yayınları,
İstanbul Matbaası, s.21-28, İstanbul.
Oil Word, 1995. “The 95/96 Outlook for Rapeseed” Oıl Word Annual 1995, s.36-37,
Almanya.
Sezgin. S. ve N. Yıldız., 1992. Yağ Bitkisi Olarak Kanolanın Önemi ve Çukurova Tarım
İşletmesi Müdürlüğünde Kanola Tarımı. TİGEM. Yıl:7, Sayı:37:13-19.
Shahidi, F., 1990. Rapeseed and Canola :Global Production and Distibution Chapter 1, Grain
Research Laboratory Quality of Canadian and Flaxseed Cargoes.1989-1990 Crop
Yearcargo Bulletin, No.260, Canada.
TKB, 2006. Tarımsal Veriler, KB Strateji Geliştime Başk., Ocak, Ağustos, Ankara.