Son yıllarda çıkarılan tarımla ilgili yasa ve yönetmelikler, uygulamaya konulan projeler, hibe yardımı programları gibi faaliyetler incelendiğinde tarımda yoğğun bir kapitalistleşme eğiliminin ortaya çıktığı söylenebilir. Birçoğu Avrupa Birliği esaslarına uyma gerekçesiyle girişilen bu işlerin ülkemiz tarımının mevcut yapısı ile ne ölçüde bağdaştığı tartışma götürür. Çiftçilere sağlanan desteklerin çoğu, bu kurallara uyma koşuluna bağlandığından, sunulan imkanlardan ancak bu koşullara uyan işletmeler yararlanabilmektedir.
Örnek olarak 2006 yılında hayvancılık alanındaki teşvik uygulamalarını ele alalım. Süt sağım ünitesi, soğutma tankı ve gübre çukuru yapılması için belirli bir limite kadar olan fatura tutarlarının % 40’ına ulaşan destek verilmektedir. Bu sınırlar sağım ünitesi için 200.000 YTL gübre çukuru için 100.000 YTL olup, kurulmakta olan modern bir sütçülük işletmesi sadece bu iki kalemden toplam olarak 120.000 YTL destek alabilecektir. Süt satışlarında örgütlü üreticilere 5,5 Ykr/lt diğerlerine 3 Ykr/lt ödeme yapılırken, hayvanlarını soy kütüğüne kayıt ettirmiş olan işletmelere 1.5 Ykr/lt ek ödeme yapılabilecektir. Pedigrili gebe düve alımlarında 550 YTL/baş, saf ırk sertifikalı hayvanlarda 275 YTL/baş teşvik verilmektedir. Soy kütüğüne kayıtlı olan buzağılar için 140 YTL/baş, ön soy kütüğüne kayıtlı buzağılar için 70 YTL/baş destek söz konusudur. Bunun gibi kulak küpesinden, aşılamaya kadar uzanan, yem bitkileri yetiştiriciliği ve bunun için kullanılan tohumun sertfikalı olup olmamasına bağlı olarak değişen bir dizi teşvik önlemi vardır.
Temiz süt elde etmek, verimi yüksek ve sağlıklı hayvanlar yetiştirilmesini sağlamak, nitelikli kaba ve yoğun yem üretimini özendirmek, çevre temizliği ve çiftlik gübresinin değerlendirilmesini sağlamak, üreticinin örgütlenmesini teşvik etmek, işletmelerin faaliyetlerini kayıt altına almak gibi amaçlara yönelik uygulamalar dikkati çekmektedir. Kuşkusuz bunlar iyi ve doğru amaçlardır. Mantıksal olarak kimsenin bunlara itiraz etmemesi gerekir.
Ancak sözü edilen bu teşviklerden yararlanabilmek için belirli bir bilgi düzeyinin ve koşul olarak belirtilen alt yapıyı oluşturacak ekonomik güç gerektiğinin göz önünde tutulması gerekir. Sağım makinası, süt soğutma tankı gibi pahalı donanımların kullanımı ancak belirli kapasitenin üzerindeki işletmeler için ekonomik olur. Bu kapasitede işletme kurmak ve donanımları edinmek için gerekli imkana sahip olanların sayısı azdır. Bu durum teşviklerin seçici şekilde ve farklı ölçülerle uygulanması sonucunu yaratmaktadır. Gerekli yatırım yapma imkanına sahip olan bilgili ve becerikli kişiler lehine bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu kişiler belki ömrü boyunca “pedigri”, “sertifika” sözcüklerini hiç duymamış küçük yetiştiricilere göre zaten avantajlı durumdadır. Geçimini sağlamak ve işletmesini modernleştrmek için desteğe gerçekten ihtiyaç duyan küçük üreticileri saf dışı kılan bir uygulama ortaya çıkmaktadır.
Yazıyı bir öyküyle bitirmeye çalışalım. Bir gün ülkenin birinde şiddetli bir yağış olmuş ve ortalığı sel almış. Her nasılsa bir maymun da sele kapılmış. Hayvancağız bir yandan suyun yüzünde kalmaya çabalarken, hızla akıp giden sularla sürüklenip gidiyormuş. İleride dalları azgın sulara değen bir ağaç görünce umutlanmış ve tam ağacın yanından geçerken, dala tutunarak çevik bir hareketle kendini yukarı çekerek canını kurtarmış. Biraz soluklandıktan sonra silkelenip tüylerini kurutmuş ve keyfi yerine gelmiş. Maymun dediğin meraklı hayvandır. Az önce canını zor kurtardığı sulara bakarken sürüklenen çer çöp ve tahta parçaları arasında suda hızla önünden geçen balıkları da farketmiş. Bir eliyle dala tutunup kendini güvenceye alarak diğeriyle önünden geçmekte olan talihsiz balığı kurtarmak için sudan çıkarmış. Az önce ölümle pençeleşen maymunun bu çok iyi niyetli ancak düşüncesizce girişimi elbette sudan çıkan balığın ölümüne yol açacaktır. Kısacası yardım edelim derken ölümcül hatalara bile düşebiliriz.
Şirket ya da şahıs girişimi olan büyük işletmelerin bu teşvikleri yakından izleme ve yararlanma imkanları olacaktır. Küçük üreticiler ise ya çoğu kez bu uygulamalardan haberdar olmayacaklar, ya da koşulları elvermediği için yararlanamayacaklardır. Oysa az miktarda arazisi veya birkaç hayvanı olan küçük üreticiler geçim sıkıntısı içindedirler. Aynı piyasa koşullarında var olma çabası içinde olan ve çoğunluğu oluşturan bu üreticileri göz ardı edemeyiz. Tarımsal ürünlerin üretim miktarının artması ve kalitesinin yükselmesi elbette iyidir. Ama bunu gerçekleştirirken uygulanan politikaların sonuçlarından daha çok kimlerin yararlandığı, belki de bilmeden kimlerin haksızlığa uğradığı göz önünde tutulmalıdır. Teşviklerden küçük üreticilerin de yararlanabilmesi için neler yapılması gerektiğini düşünme zorunluluğu vardır. |